4 Haziran 2013 Salı
14 Mayıs 2013 Salı
this' s yours...
Kafamdaki gizemli kahramanların ucu bucağı yok. Boşuna aramayın. Eğer o kahramanlardan biri bu yazının yakınından geçerse "evet bu benim" diyebilir ancak!
Akışın ve duanın gücüne inandım hep bir de iyiliğin ve "ben buradayım" demenin...
Aslında bitmiş gibi görünen ama sürmeye devam eden, görünmez iplerle birbirlerine bağlı insanların yüreklerinden geçen her tını bir şekilde birbirini buluyor. Bir bakıyorsun yüreğinden geçen her tını karşıda ten buluyor can buluyor. İşte böyle bir şey benimkisi de...
Birbirini doğru anlamanın tek yolu yüzyüze bakmak bu hayatta. Yüzündeki her kıvrımı hissetmek, dudağının kelimleri söylerken ki şeklini görmek... Doğru anladığımı düşündüğüm her insan için iki kere düşünmeye söz verdim kendime. İnsanları yargılamaktan uzaklaştığımı düşünürken onları kendi penceremden bakarak yargıladığımı farkettim. Yine kendimle yüzleştim yargıyı hayatımdan uzaktan tutmaya çalışırken birden onu merkezimde tuttuğumu farkettim.
Sana teşekkür ederim. Bana aynalık ettiğin, beni kendime daha da yaklaştırdığın için.
Hayatta olabilecek en kötü şeylerden biri "karşı pencereyi" gözardı etmek. Sen kendi pencerenden bakıp beni yanlış anlayacaksın, ben kendi penceremden bakıp seni yanlış anlayacağım hayatın olmazsa olmazı bu. Bunu gözardı etmek yok edecek bizi, sıradanlaştıracak, uyutacak, uzaklaştıracak. İşte bu yüzden bundan sonra daha sık karşı pencereye geçip bakacağım hayata ve olaylara...
Şunu farkettim kimse hayatında gerçek seni merak etmemiş. İçinde taşıdığın kalbin sadece kan pompalamadığını aslında can suyunu oradan aldığını farkedememiş. Kimse içindeki senle ilgilenmemiş. Bundanmış meğerse umursamaz görüntün. Meğerse acıyla böyle başetmeyi seçmişsin de ben bilememiş, görememişim.
Bense her içeri adım atışımda farkettim ki orada bir yerlerde kendimden bir parça var. Acısı tanıdık yaralar yakınlaştırmış bizi. Birbirimize öfkelenemememiz bile bundan belki de. Belki de sırf bu yüzden saatlerce gülebiliyoruz birlikte saçmalayarak...
Ben bu yüzden kendimi bu kadar rahat ifade edebiliyorum. Egona ne yaptığım umrumda olmadan!
Belki de bu yüzden yattığım her yerden yıldızlara baktığımda aramızdaki kilometreleri kolayca hesaplayabilmem...
Birbirimize teğet geçmiş gibi görünen yaşamlarımız meğerse ne kadar içiçe geçmiş...
Etiketler:
Ben Halleri,
Genel
26 Nisan 2013 Cuma
Cuma...adı bile güzel
Her ne kadar son zamanlarda "cuma" denildi mi aklıma Beyaz' ın reklamlardaki bronzlaşmış suratı gelse de, güzeldir cuma...
4 günlük kaçamaktan sonra haftaya hoop diye çarşambadan başlamak pek bir keyifli oldu.
Yine bombastik geçeceğine inandığım bir haftasonu var önümde.
Hayat sevdiklerimizle güzel.
Bu haftasonu hava da sanki bize destek, telefonumdan sürekli kontrol ediyorum. Yüzümü kara çıkartmayacak. Bol bol güneşi alıcaz bünyeden içeri...
Hafiflemiş hissediyorum kendimi. Bir de evimi hafifletsem hiç fena olmayacak. Hala kara kış kaplı üzerinde.
Haftaya da o işlere el atılacak. Bir alkış alayım :)
Umut her daim hayatımızda. Umutlanmayı, hayal kurmayı iş edindim kendime. Şimdi de başka hayallerin peşindeyim kafamın içerisinde. Ben bu kafayı seviyorum sanırım. Beni bazen çok yorsa da tam kıvamındayım artık.
Ps: Balonlarla uğurluyorum hepinizi harika bir haftasonu geçirin tamam mı?
Etiketler:
Ben Halleri,
Genel
19 Nisan 2013 Cuma
biraz mola...
Hayat kısa bir moladır bazen...
Biraz nefes almak...
Biraz toprak kokusu biraz da iyot..
Uçsuz bucaksız bir gökyüzü...
Şimdi bana biraz müsade...
Kısa bir tatil kaçamağı sonrası görüşmek üzere :)
Etiketler:
Ben Halleri,
Genel
17 Nisan 2013 Çarşamba
here I' m...
Aklımın ve zamanımın çoğu uykuda geçiyor bu aralar. Şikayetçi miyim? Hayır.
Normalin altında bir enerjiyle yaşıyorum bu aralar. Şikayetçi miyim? Hayır.
İnsanlara kendimi anlatmaktan yorulduğum zamanlarım oluyor. Ben hiçbir zaman süpersonik hareketli bir insan olmadım. Sadece enerjimin yükseldiği tavan yaptığı zamanlarım olur nadiren.
O nedenle insanların beni gördüklerinde durgunluğuma şaşırmalarına hala anlam veremiyorum.
Her şey bir yana yine de sevdiğim ve kabullendiğim bir durgunluğum var benim. Ne olursa
olsun içimde mutlu edemediğim, tatmin edemediğim bir yerleri temsilen...
Belki bir çok insana göre eksik bir hayat yaşıyorum kim bilir? Konuştuğum bazı insanların gözlerinde bu ifadeyi görüyorum. Kime göre eksik? Neye göre eksik? Takılmıyorum, geçiyorum. Hayattan istediklerimiz ve beklediklerimiz farklı diyip geçiyorum. Tüm gün telefonda kendini alamadığı pembe ayakkabı için hırplamasını anlamıyorum mesela. O da benim kalbime batmış kıymıkları temizleme çabamı anlamıyor. Anlamak zorunda değiliz. Nihayetinde insanız toplumun parçasıyız içiçe geçmiş yaşıyoruz işte.
Dün akşam yağan yağmura paralel ağrıyan kaval kemiğimle tam 1 st konuşmuş olabilirim. Dermatologumdan cildimle ilgili en baba tavsiyeleri alıp, hala yaşımın 8 yaş gerisinde gittiğimi uzman ağzından duyup feci gururlanmış olabilrim. Nedir bu takıntılar? İnsan yağmurla bir kemik ağrısı çekti diye kendini hop 60 yaşında hissedip, o yaşlarına gider mi?
Hayal dünyam geniş benim. "Anan eke baban teke" derler ya o misal. Ne annem şair ne de babam yazar. Ben çıkmışım ailemizde böyle tenhalarda yaşayan. Can Yücel' e torun olsam yakışırmışım mesela. Ben yakıştırdım şahsen :)
Ucu bucağı yok bu ara yazacaklarımın, yazsam mı? Bilemiyorum sadece! Yazarsam okuyun ya da okumayın, umurumda da değil. Bildiğim tek şey nerede ve nasıl huzur bulduğum. Ruh halim gel- gitli benim, yani kısacası sebep arar gözlerle bakmayın. "Bu kadın da böyle" diyip geçmeyi deneyin mesela...
Lafın kısası depresyonda değilim, intihara meyilim yok. Sadece yazacak süper şeylerim yok bu aralar:) Olursa onları da yazarım. Tamam mı?
Ps: Aaa var aslında biraz spor yapıyorum tartıda -2' yi görmek iyi geldi.
Etiketler:
Ben Halleri,
Genel
12 Nisan 2013 Cuma
Cuma: Pastel
Herkes mutlu ve huzurlu, bir gün çalışanlar için bu kadar mı anlam yükü taşır?
Herkese muhteşem geçecek bir haftasonu diliyorum :)
Görsel: Pinterest
Etiketler:
Ben Halleri,
Dekorasyon,
Genel
29 Mart 2013 Cuma
cuma sevgisi...
Bu aralar sıkça duygularımla çarpışıyorum. Aramızda bir gel- git durumu var.
Mutluluk bir seçimken biz neden mutlu olmak insanları kendimize sebep görüyoruz? Sıkça bunu düşünüyorum. Kendi içimizdeki eksikleri tamamlamasını başkalarından bekliyoruz belkide. Sonra karşımızdaki insanları suçluyoruz "hissedememekle".
Büyüdüm büyüyeli (30+ plus) sevginin üzerinde bir duygunun varlığını kabul etmiyorum. Güvenle başabaş gidebilirler elbette. Sevginin insan hayatında önemsizleşmesine bunun ufak bir şeymiş gibi yetersiz kalmasına tüm isyanım belkide. Sevgi neden yetmez? Neden önemini kaybeder? Aşkın hoyratlığının karşında neden boynu bükük kalır? Oysa aşk gittiğinde yerine kalan da sevgi değil midir?
Aşk için TDK "aşırı sevme hali" ve "bağlılık duygu durumu" demiş. Zaten aşırı sevmek için de önce sevmek gerekmez mi? Ya da buradan yola çıkarsak "aşırı sevme hali" ortadan kalkarsa sadece yerine "sevgi" kalmaz mı? Yani öyle pek küçümsenecek bir şey değil...
Sevginin sıcaklığını, ılık ılık ilerleyişini severim ben. Yavaşlığını sakinliğini...
Bununla beraber sessizce beraberinde getirdiği duyguları. Saygıyı, güveni belki de sonrasında paylaşıldıkça çoğalan aşkı...
Hareket korkutur beni (artık!), büyük çarpıntılar, çoşkuyla söylenmiş kocaman laflar, kalbimin ağzımda atması, kan basıncımın yükselmesi...
Tercih ettiğim şey her aklıma geldiğinde yüzüme yayılan kocaman gülümsemedir. Sıcacık bir sarılmadır. Yanında huzurla susabilmek başımı omuzuna yaslayabilmektir.
Günümüzde hızla tüketilen şeylere inat sadece gerçek sevginin tüketime engel olacağından yanayım.
Yürekten sevmenin, yürekten sahiplenmenin, yürekten sarıp sarmalamanın...
Bu nedenledir ki sevgi-li, sevgi-lim kelimelerini her şeyden çok sever, özel bulurum.
Ps: Sözlükte aşkla ilgili ilginç bir şey okudum. Aşk içeride biri banyo yaparken bir diğerinin yarım metre ötesinde işeyebilmekmiş =) Hadi buyrun bakalım...
Bu konuda siz neler düşünüyorsunuz? Sevgi azımsanacak bir şey mi?
Görsel: weheartit
Etiketler:
Ben Halleri,
Genel










