8 Eylül 2011 Perşembe

Egomanya...



Yoğun günler başladı demiştim ya devam edecek bir süre daha...

Peki ben neden buradayım?

Yazasım var içimde birikmiş kelimelerim yer bulamayan cümlelerim...

Bu aralar tatminsizim. Evet "tatminsiz"! Yaşadıklarım ve doğan sonuçlar "ruhumu beslemiyor" tam da karşılık gelen kelime "tatminsiz". Mutsuz değilim ne de olsa artık mutluluğun bir şeçim olduğunu biliyorum. Dolayısıyla "mutsuz" değilim...

Geceleri çok sık uyanıyorum, bilinç dışı rüyalar görüyorum. Bunlar o kadar açık ki, gün içerisinde yaşadıklarımın devamı sanki. Dün gece de uyandım, geceleri çok dolaşırım ben hayalet misali boş boş, bir şeyler içerim, iki kanal gezerim, iki müzük dinlerim. Uzun zamandır böyle sonra tekrar yatağıma döner uyurum. Dün döndüğümde ezan okunuyordu, demek ki sabah olmuştu. Hayatı sorgulamak için uygun bir an değildi belki, düşündüm.

"Ego" hani şu hepimizde olan, kimilerinde önüne geçilmeyen "ben" duygusu. Ego= Ben, Egoist= Bencil...

Yoksa haklı mıydı? Ben "bencil" miydim? Yıllardır böyle uyutulmuş muydum yoksa? Ne de olsa kolaydır hep birilerini suçlamak, "AMA ben..." diye başlayan savunma cümleleri arasında sıkışıp kalmak. Hani o zamanlar bir de daha gençsindir, kendini fazla tanımadığın için inanırsın annen, baban, sevgilin, arkdaşın söylediğine sen "sessiz anlaşmanı" yaparsın egonda bunu kaydeder. Sonuç "evet ben bencil bir insanım"...

Ha bir seçenek daha var belkide öyle idim. Ya şimdi? Şu anda bile dünkü "ben" değilken, değişir gelişir büyürken...Kim bana geçmişe dayanarak "benle" ilgili genelleme yapabilir ki?

Bunu da yazmalıyım unutmadan, geçenlerde bir arkadaşım "sen eskiden çok konuşurdun şimdi neden az konuşuyorsun?" diye sordu ve arkasından malum soruyu patlattı "yoksa mutsuz musun?" Güldüm ve artık bunun kendi seçimim olduğunu söyledim. İç sesi duyabilmek için dış sesi biraz kısmak gerekiyor, ne demek istediğimi anladınız değil mi?

11 yorum:

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ dedi ki...

Senin benim gelmiş annem gel sen bana 1 günde tedavi garantili para almam söz bebek .)

DarLa dedi ki...

"iç sesi duyabilmek için dış sesi kısmak"
bunu becerebilmek marifet ve becerebiliyorsan ne mutlu sana
çünkü ben hiç beceremiyorum,ve seninle aynı fikirdeyim belki aynı burçtan olduğumuzdan
Ve umarım ilerde bir gün iç sesimi duyabilmek için dış sesimi kısmayı akıl edebilirim...

plndrkn dedi ki...

yazını okurken dondum kaldım!
uykundan kalkıp yürümen dışında söylediğin her şey ama her şey bana kelimesi kelimesine uyuyor. hele o ilk paragraf var ya, işte orada bittim ben. aynen ben de mutsuz değilim ama... o ama var orada beni için için kemiren.
2 saniye önce, "ben konuşma yeteneğimi kaybettim galiba eskiden anlatacak ne çok şeyim olurdu, "geveze" lakabımdı, şimdi konu açamıyorum" diye düşünürken yazını okumaya başladım. bu sefer de son paragrafta bittim...
çok enteresan çok...
bu arada farkındaysan senin kendini anlattığın cümlelere "sen" hiç yokmuş gibi sadece "ben" olarak cevap vermişim... off bu da var öyle değil mi yazıda...

Elifinelizi dedi ki...

Dalga dalga dalgalandım . Diyebilirmiyiz . bazen keskin dönüşler olur. biranda farkındalık bazı şeylerde.
Ve herkez kendi içinde biraz olsa bencil değilmi ki?
Öğrendiğime görede bencillik içinde yaşayan insanlar herzaman daha mutlular . sana göremi bilemem ama . Kimin neyden mutlu olacağıda pek karışık :SS
uppssss kafamda soru işaretleriii :D

pembedüşler dedi ki...

tam içinde bulunduğum ruh durumu, çok uzun zamandır bende böyleyim, ama... diye devam eden cümleler ve sonunu getiremediğin kelimler, belki de bu yüzden ama'ları unutmak için bir sürü işle kendimizi oyalamamız, ne dersin?

my lifebook dedi ki...

az konuşmak, mutsuz olmak demek değil bence, büyümek demek.

Selin Ergeçer dedi ki...

Evet bir secim..sonucta secimlerimizi yasiyoruz bu dogru da acaba tatminsizlik niye? Zira ben de son zamanlarda tipki senin gibiyim,hem uykuya dalamiyorum,hem de gecenin bir yarisinda ansizin uyaniyorum...ama nedenini bilmiyorum..
Ayrica, secimlerimizi yasiyoruz dedik ya, iyi ki de kendi secimlerimizi yasiyoruz,ya baskalarinin secimlerini yasasaydik ;)

estasarimelif dedi ki...

insan, hatta farkındalıkları olan insan belli bir yaştan ya da olgunluktan sonra ,kendi içinde bir yolculuğa başlıyor.
işte bu yolculuk öyle derin ki;kendini hiç tanımadığın kadar tanıma şansın oluyor.
işte bu yolculuk labirent gibi.
bazen köşeye sıkışıyor, bazen yolu bulup keşfetmeye devam ediyorsun.
ama inan güzel bir yolculuk.
ve bu yolculuğu tamamlamaya yakın, insan çok daha huzurlu oluyor.

az kaldı belkide.
bu sancılar ondan.
iç sesi duyabilmek, zaten dışardaki sesleri azaltıyor.
konuşmadığın gibi duymuyor ve önemsemiyorsunda etrafı...

evet galiba büyümek bu...

Hande dedi ki...

Bu aralar kendimi dinliyorum, bakıyorum mutsuzum demek yanlış geliyor çoğu şey yolunda. Ama doğru kelimeyi sen bulmuşsun canım "tatminsiz" güzel ifade ediyor. Duygularıma tercüman oldun diyebiliriz.

Chilek dedi ki...

Edi'm; evet sanırım gelmiş:))

Darla; haklısın uzun zaman alıyor ama verdiği haz tartışılmaz. Umarım birgün sen de denersin:)

Pelin; bu çok sık olmuyor mu bize? Ben de çoğu zaman kendimi buluyorum senin tasfirlerinde;)

Elifinelizi; evet sınırlı bencillik sanırım faydalı geri kazanım olarak dönebiliyor bizlere:)

Pembedüşler; aslında kendimi oyalamak istemiyorum ben, tam olarak derinliğine yaşadığımda her duyguyu oradan çıktığımda aldığım yaşam hazzı çok daha büyük oluyor...

my lifebook; doğru tespit katılıyorum:)

Selin; evet hep konuştuğumuz gibi...İyisi de kötüsü de bizim. Bu da çok değerli:))

estasarımelif; tam da düşündüğümü dile getirmişsiniz, harika evet hissettiklerim buna çok yakın:))

Hande; Tatminsiz, olaylardan memnun olmama hali diyor sözlük. Sanırım doğru olmuş hakikaten:)

Narsistanbul dedi ki...

Mevlana'nın ilk öğütlerindendir ya hani 'az ye, az uyu, az konuş'... Boş yere değil,az konuşmak sandığımızdan çok daha önemli bence... öyle seziyorum ama henüz ayrımını idrak edemedim...bazen o kadar az konuşuyorum ki, konuştuğumda yoruluyorum...

Yorum Gönder

şekerlerim ne demiş:)