30 Eylül 2011 Cuma

I' m stuck...


Dönem dizilerinden değişik bir haz alıyorum. Çemberimde Gül Oya mesele.. O' nun tekrarını veriyorlar, gece 02- 04 aralığında. Geceleri ayaklanıyorum ya ben, iki ara bir iki sahne izliyorum yani oradan biliyorum. Şimdilerde ise Öyle Bir Geçer Zaman ki izliyorum.

Geçen akşam evde yalnız başımaydım ve izliyordum.

Osman şu anda kaç yaşında bilmiyorum ama sanırım yakın yaşlardayız. Oynadığı oyuncaklar, evlerindeki örgü paspas, Berrin' in evindeki bir kaç aksesuar beni hemen her gördüğümde çocukluğuma götürmeyi başarıyor.

Ben de siyah önlüklü dönem çocuğuyum mesela kardeşim mavi önlük. Ben okul önlerinde macun yiyip, leblebi tozuyla boğulma tehlikesi atlatan 80 kuşağı çocuklarındanım. Uçan Kaz Morton vardı en sevdiklerimden. Beni mutlu eden, okuldan eve koşarak gelmemi sağlayan. Silgisini boynuna asanlara özenirdim mesela çünkü annem ısrarla asmaz, onu asmadan kaybetmemeyi öğretmeye çalışırdı.

Diziyi her izlediğimde çocukluğumu çok özlediğimi farkediyorum. Zaman sorunsalı yaşıyorum. Şimdilerde herşeyin bu kadar hızlı yaşanıp tüketildiği yerde uyumsuzlukla karşılaşıyorum çoğu zaman. Ben hızlı tüketemiyorum mesela. Bağlanmam da kopmam da bir o kadar zor bir o kadar meşakkatli.

Etrafıma bakıyorum sadece "ben" le başlayan cümleler "ben" olarak var oluyor ve devam ediyor. Şaşırıyorum, çoğu zaman susuyorum. Gözlemliyorum ama sindiremiyorum.

Sanırım bu yüzden ben o yılları çok özlüyorum. Tek derdimin haftasonları annemin zorla içirdiği ballı süt, yedirdiği yumurta olduğu günleri çok özlüyorum.

ve evet bazen bu hayatta kendimi sıkışmış hissediyorum...

6 yorum:

colette dedi ki...

Gönül gözü açılmış,farkındalığı olan insan gibi insanların yaşadığı çıkmazlar,anlaşılmamanın verdiği yılgınlıkla kendini açmayı istemeyen aydının duyguları... İşin kolay değil N..'ım kolay gelsin. Ben buradayım ne zaman istersen.

Meyra dedi ki...

işte her özlemin tek çıkışı çocukluk canım..ben bu hislere feci sardırıyorum kendimi o masum günlerin bilinçsizce tüketilmesini yaşamak için neler vermezdimki..ben o silgiyi boynuma asanlardanım ama sana şu kadar söyleyim sanki elmas kolye taşıyormuşcasına mutlu ederdi beni:))sıkışma ferah tut sıkıştıkça dibe vuruyo insan inanki;)ferah içinde bir hafta sonun olsun canım;)

^zeynep^ dedi ki...

sanirim dizi bu özlem duyulan detaylardan dolayi seviliyor... ben gurbetçi ve tam gün çalisan anne/baba çocugu oldugumdan, özledigim seyleri hatirlatan detaylar bile yok =S bilmiyorum mesela neyi özledigimi.

cemre dedi ki...

son dönemde aynı düşüncelerle boğuşuyoruz belliki; Ben'ci insanlardan kurtulup çıkarsızca oyuncağımı paylaştığım komşu kızlarına hasretim..
elma şekeri yerken suratıma yapışan kırmızı şekeri, fatoş bebeklerin kıyafetlerini kesip giydirmeyi, ip atladığım mahalle arkadaşlarımı, siyah önlüğümün üzerinde kolalı düz dursun diye takıntı yaptığım beyaz yakamı özlüyorum..
çocukça keyiflerin bol olduğu haftasonlarımız olsun :)

Selin Ergeçer dedi ki...

O dönem herşey başka güzeldi, herşey daha farklıydı sanki. Ben de aynılarını hissediyorum, bende de hep eskiye bir özlem var.

Lolikokory* dedi ki...

Duygularını ne kadar da güzel ifade etmişsin. O dönemleri sadece dizilerden, anlatılanlardan biliyorum fakat özlemini ve o zamanki doyumsuz mutluluğu satırlarından hissedebildim.

http://thisismynotebook.blogspot.com

Yorum Gönder

şekerlerim ne demiş:)