13 Mart 2012 Salı

kafa doluyken hiçbir işe yaramıyor(muş)...


Değişik enerjiler var bu ara etrafta. Göremediğim ama hissettiğim. Varlığını ispatlayamadığım ama yok sayamadığım. Baharın gelişini bekliyor herkes!

Bazen kaçmak kurtulmak istiyorsun. Ayağında pranga var. Hayatın kendisi pranga! Çalışmak pranga, bir yerlere yetişmek pranga! Bla bla...

Sakinliği araya araya insan ömrü nihayete eriyor. Bakıyorum 70 yaşına gelmiş insanlar hala sakin bir hayat, kasaba yaşamı hayal ediyor. Oysa ben onları silkeleyip "hadi ama ne zaman? maximum 15 yılın var iyi açıdan bakarsak, hadi ne zaman? demek istiyorum. Sonra öyle yaşanmamış elde kalmış hayallerle o yaşlara gelmiş olmaktan korkuyorum.

09:00- 18:00 bir yerlere tıkılı olmanın adı çalışmak! Yaşamak için çalışıyoruz. Koskoca yaşamı tüm gereksinimleriyle 2 tatil gününe, koskoca yılın atılını maximum 20 günlük yaz tatiline bırakıyoruz.

Kafam çok dolu bu aralar. Bişiy yapmak lazım! Sadece düşünmekle olmuyor. Zaman ışık hızıyla geçiyor. Bu bünye bunları düşünmekten yorgun düşüyor. Yaşamdan keyif almak "evet" anları değerlendirmek "evet" ama, ya "ama-lar"! En kötü durum bir sürü "ama"nın bir süre sonra yerini bir sürü "keşke" ye bırakması.

İşte ben bu aralar biraz doluyum, kafayı boşaltmak lazım. Nasıl olacaksa? Bakacağız artık!

{weheartit}

8 yorum:

lolipu dedi ki...

hislerime nasıl tercüman olmuşsun anlatamam şekerim:)))

Hande dedi ki...

Bazen "bu daha ne kadar böyle devam edecek" diye düşünürken buluyorum kendimi. Aslında sevdiğim işi yapıyorum, huzurlu bir çalışma ortamım var, şikayetim yok. Ama genede ofisteyken hayatı kaçırıyormuşum gibi geliyor. Bir an önce hafta sonuna ulaşmak için 5 günü hiçe sayıyıyorum, ne kötü. Bu post gene beni düşüncelere daldırdı :)

ESEN CAN dedi ki...

Şu 70 yaşı 65'e çeksek??? Zira bizim ofisteki 65'lik amcayı silkelemek istiyorum ben de :))) "Hadi amaaa ne zaman, gün bugündür amca, hadi amaaaaa, yürüüü" demek istiyorum hem de şiddetle...
Yazıyı çok sevdim, sevgiler

ebrulikedi dedi ki...

bugün zaten nöbetçiyim.evime gidemeyeceğim.bir de bu yazıyı okuyunca tümden canım sıkıldı.yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum.

Fido dedi ki...

öğrenciyken daha iyi bir üniversite için dershaneye tıkılıyorsun,üniversite bitince daha iyi yaşamak için ha babam çalışıp ofise tıkılıyorsun,çalışmasan işsiziz diye eve tıkılıyorsun,senin yine iyiymiş,hafta sonu tatilin 2 gün,biz bi de cumartesi yarım gün çalışıyoruz,her öğlenki mevzu, ömrümüz burda böyle mi geçecek ya,20 m2 odanın içinde..3 hafta önce çok benzer ruh hallerindeydim..
tatilim geldi benim de,tebdil-i mekanda ferahlık vardır,öyle bir fırsatın varsa 2-3 günlük bir kaçamak bile çok iyi geliyor..
içine de bahar gelsin :)
sevgiler,

Selin Ergeçer dedi ki...

İste bu prangalari atamamanin nedenlerine bakmak lazim ki zaten bence en onemlisi de bu. Toplumun kural haline gelen beklentileri, kisinin ogrenip dogru benimsedikleri yani sira bir de maddi nedenler var ki asil elimizi kolumuzu baglayan o. Cogu kisi o kasaba hayatini ister ama aziyla da yetinmez, azicik asim kaygisiz basim diyemez iste. Peki biz diyebiliyor muyuz? Diyebiliyorsak hemen birseyler yapmaliyiz, 70'imize geldigimizde bize birilerinin cikip "hadi ama ne zaman" dememesi icin :)

Pembe Kabuk dedi ki...

yalnız olmadığımı bilmek ne güzel aslında...sen de yalnız değilsin...evet biz yıllarca ofislere tıkılmayacağız...o sakin huzurlu sahil kasabası hayallerine kavuşacağız genç yaşlarda inşallah...bi ara çocuklar duymasındaki filozof ali modundaydım...neyse şimdi daha iyiyim..maddi nedenlerle, bazı şeylerin üzerini örtüyor insan ne yazık ki...hayat akıyor işte...bazen beklemek gerekiyor demek ki, bazen de doyasıya yaşamak...sevgiler...

KEYF-İEMEL dedi ki...

Nasıl da o kelimelerindeki gibi her şey maalesef :(
İçim karardı bak şimdi...

Yorum Gönder

şekerlerim ne demiş:)