7 Kasım 2012 Çarşamba

"kabulleniyorum" o halde var{mıy} ım!


 Geçen gece kuzenimle telefonda konuşuken bana "abla bir şey söyle 30' lu yaşlar sana en çok neyi öğretti?" diye sordu. Düşünmeden, "kabullenişi" diye cevap verdim. Çünkü 20' li yaşların hırçınlığı, tutkuyla isteyişleri, olmayınca dünyanın başına yıkılması gibi sonuçlerı 30' lu yaşlarda pek baş göstermiyor. Bazen kendi kabullenişlerime bile anlam veremiyorum. "Bana bunları zaman mı kattı diye düşünüyorum?" Geleni olduğu gibi kabul etmek, anı yaşamaya çalışmak bu yaşların getirdiği en değerli farkındalıklar.

Sonra bakıyorum içime "olmuşum" ya da "oldurmuşlar". Hayat böyle bir şey işte. Sen istemeden şekil alıyor bir şeyler. Su akıyor yolunu buluyor. 20' li yaşlardayken saçmaca karşıladığım bu söylemler 30' lu yaşlarda güzelce yerini alıyor.

Genetik olarak çok şanslıyım evet ama hayattan yana şansımı 30' lu yaşlarımı sabitlemekden yana kullanmak istiyorum. Bu mümkün değil biliyorum ama yıllar çok yavaş geçsin istiyorum. 40' lı yaşlarındaki insanlarla konuşunca da şu cevabı alıyorum; " Asıl 40'larına gel de gör, hayat 40' ından sonra güzel"... Benim gibi yaşlanma ve olgunlaşma fobisi olan birisine pek mantıklı gelmiyor ama yaşayıp göreceğiz, yapacak bir şey yok =)


Dışım genç içimde bir taraf hep çocuk. Gülüyorum, ağlıyorum, düşünüyorum, özlüyorum. Son dönemde özlediğim çok şey var mesela, ara ara özleyerek mutlu olmaya çalıştığım kişiler var. Bazen yetinemediğim, içimde eksik kalan parçalarını tamamlayamadığım, söylenmemiş yarım kalmış cümlelerim var! Biliyorum ki günü gelecek ve söylenecek çünkü öğrendim ki hiçbir şey zamanından önce olmuyor. Hayatın içinden geçerken tutunamaya çalıştığım tek gerçeklik içimdeki derinlik! Annemin deyimiyle "karnımdan konuşma huyum" =) Ne zaman içime dönsem biraz sessizlik molası versem annem " yine karnından karnından konuşmaya başladın sen, sen neden böylesin evladım?" diye yakınmaya başlar. Onun için sessizlik bir sorun belirtisidir, evladını tanır çünkü=) Ne zaman karnımdan konuşmaya başlasam hayata dair sindirmeye çalıştığım şeyler vardır benim. Sindiremediğimde kusar, keser atarım. Artık bana zarar veren duygu, düşünce ve kişileri hayatımdan uzak tutma konusunda başarılıyım. Başarılı olamadığım bir şer var ki o da zorunluluktan bile olsa insan kaybetmek. Görüştüğünde zarar gördüğünü bilirsin bu nedenle uzak durmayı seçersin bu seferde insan hayatından çıkarmış olursun. Kaybetme korkusunda mı? bilemiyorum, bu durumda bile birini hayatının dışına almış olmak bile mutsuz eder beni. Bu ikilem arasında kalma yorar. Kalınca zarar görüyorsun, gidince yine zarar görüyorsun. Bu ikilem sadece bende mi? Oysa hayat "kapıları aç girebilen girsin ve çıkacaklar çıkabilsin" der bize.

Dillere inanmayan bir yaşamın varlığına inanmak ne zor, yaşaması ne zor! Yaşam döngüsünde kendini tamamlamaya çalışırken değerlerine inandığım şekilde yaşayamamak ne ağır! Yürekler konuştuğunda diller anlamını yitirir ve bir dokunuş bazen tüm özlemleri alır götürür. Her durumda esas olan, yaşamının anlamını yitirmediğine inanabilmektir! Sizce de öyle değil mi?

gorsel: pinterest

11 yorum:

Ebru Bayrak dedi ki...

Ben 30 yaşıma geldiğim zaman şöyle hissettim, sanki o güne kadar aklımın yarısıyla yaşadım ve kalan yarısı da o zaman geri geldi. Ve herşey ışık hızıyla değişmeye başladı. 30 yaş bir dönüm noktası oldu yollarımı ayırdığım insanlar, sevmekten vazgeçtiklerim, değişen hayallerim...

http://ebrueliacik.blogspot.com

Prensesin Masalı dedi ki...

28 Yasindayim ve 30 olmak istemiyorum :(

minikkus dedi ki...

karnından konuşma, içine atıp atıp sonra birden patlama huyu bende de var bitanem, öyle boktan bi huyki o, ne yapsan kendine yapıyosun, karşı tarafın umrunda bile olmuyo! otuzuma 7 ay kala bunlar duymak beni tırstırdı mı, kendime olan güvenimi mi geri getirdi bilemedim. ama benim duydugum büyük cogunluk, yaşadıgın biçok seyin otuzdan sonra daha anlamlı oldugunu, herşeyin tadının daha güzel bisekilde cıkarıldıgını söylüyo, ben de öyle inanmak istiyorum:) bekle beni otuz diyorum o sebeple:) sen de kaliteli genlerin için annene babana teşekkür et bi zahmet, taş gibisin! seviyorum seni <3333

Evimin dekoratörü Esin dedi ki...

34 üm. Hissedilmiyor, biri bana senden 5 yaş küçüğüm dediğinde karşı tarafı 25 yaşında olarak düşünüyorum... O hesap yani. Son bir iki yıldır çevremdeki insanları çok eledim. Az ve öz kaldılar. insanın daha kanaatkar olduğu bir dönem, kendini daha çok sevdiği, yaptıklarının ödüllendirildiği, herşeyin daha anlamlı ve gerçek olduğu bir dönem.

KEYF-İEMEL dedi ki...

Yine çok sevdim yazını :)
34 üm ben de ... Ve söylediğin gibi, daha bi olgun, daha bi seçici, daha bi eleyici oldum... Ve Büyüdüğümü anca anca anlıyorum ...

Selin Ergeçer dedi ki...

Gecenlerde bir tweet atmistim;30'lar gercekten kendini bilmektir diye... Tam da senin soyledigin gibi iste,bu yaslarda kendimizi daha iyi taniyoruz ve en onemlisi sinirlarimizi biliyoruz.nereye kadar esneyebiliriz onu goruyoruz,ister istemez olgunlasiyoruz. Birini hayatin disinda birakmak ise; kimi zaman zor hatta her zaman zor ama bazi durumlarda gerekli. Gerci disarda biraktiktan sonraki hayat nasil, ona bakmak lazim bir de...

EzoNe dedi ki...

Keyifle okudum :)

S&A dedi ki...

Ben de keyfile okudum,yaşam döngüsünde kendini tamamlamaya çalışmak..Ne güzel bir anlatım..Sağlıkla geçsin tüm yaşlarımız..

Hande dedi ki...

Şimdi 20 li yaşların ortasında olanlar bu yazıyı tam olarak anlamayabilir. Ama 30 lare gelince bu yazıyı tekrar okurlarsa eminim doğruymuş deyecekler. Geçen gece se konuşmuştuk 30 lar bir başka güzel. Ben huzurumu kaçıranları elemeyi de öğrendim inan çok mutluyum. Ama 40 lar dersen oraya henüz hazır değilim:))

Chilek dedi ki...

Ebru; kesinlikle dönüm noktası hem de bayağı bir keskin o nokta.

Prensesin Masalı; ama olacaksın kaçış yok;)

Minikkuş; evet bebenk sanırım bunu öğrenmemiz gerekiyor, içerden konuşmayı durdurup biriktirmemek. Taş gibiyim değil mi ay bak bunu pek sevdim yahu:)

Esin; zaten hissedilmesin boşver, istediğimiz ve kendimizi gördüğümüz yaştayız gerisi önemli değil ki:)

Emel; keyifli yaşlar bunlar canım, kıymetini bilene;)

Selin; güzel yaşlardan geçiyoruz inşallah hep yaşımız için böyle hissederiz diyorum.

Ezone; öptüm çok:)

S&A; çok teşekkür ederim, hepimizin inşallah:)

Hande; ayy bende yok yok ııh daha 40 lara uzağım ama yaaaa:))

lizenin dünyası dedi ki...

30 yaşş 30 nedemeli kii yaşanmalı ve görülmeli ne kadar sağlam basılıyor hayata ve otuzunda minik bir bebek sahibiysen dahada sağlamcı oluyormuş insan,kaygılar dahada çoğalıyrmuş ister istemez...

Yorum Gönder

şekerlerim ne demiş:)