24 Eylül 2013 Salı

Baktım bir ara büyümüşüm, ne ara dedim kendime ne ara?





Bazı hikayelerde mutlu son aranmaz. Hatta hiçbir hikayede son aranmaz. Bir son beklentisi olan her hikaye bir yerde kendini bitişe teslim eder. İnsanım ben kırık dökük köşelerim var. Bunların tamir edilmesini beklerken geçen zaman neredeyse yaş ömrümün 1/7' ne eş! Beklemeden yaşamak lazım ve en önemlisi bekletmeden.
Kendini korurken başkalarının üstüne basmadan adım atmak lazım. Kendini korurken karşındaki ruhu ne kadar koruduğuna bakmak lazım.

Geçen ruhum sızlarken, bir yerlerinde bir şeyi farkettim. Bir ara olmuş ve ben büyümüştüm. Büyüdüğümü farkedeli çok olmuştu aslında. Ruhumdaki büyümeyi farketmek zaman aldı sadece.
Son 4 yılda kendime verdiğim emeğe bakınca esas büyümenin yaşla değilde yaşadıklarınla gerçekleştiğini bir kere daha iyi anladım. Anladıkça yaşadığım her şeyden iyi bir şey çıkartmaya başladım. Şimdi baktım ki bu benim 3. gözüm olmuş. Bedenime, ruhuma yer etmiş.

Her zaman mutlu, güzel, mükkemmel olamıyor insan. Olmaya çalışsan da olmuyor! Ruhun karanlık bir tarafı var her şeyden önce. O karardıysa önünde duran hiçbir güzelliği de göremez, duyamaz oluyorsun.
 Kendimi törpülemeye başladığım günden beri değiştirdiğim derinin, kabuğun haddi hesabı yok. Her deri değişiminde çıkan gerçek yüzümü sevmek, ona yeniden güvenmek kolay olmadı elbet ama insan hayatında öyle bir nokta var ki, o noktaya geldiğinde kendine sıkıca sarılıyor ve bırakmıyor insan.

Olaylarda kusur arayan gözü köreltmeyi bildin mi yaşam akışı daha kolay bir hal alıyor. Mutsuz olabiliriz, başarısız olabiliriz, ruhumuz yerle bir olabilir hepsi o kadar insani durumlar ki! Önemli olan bu durumdayken doğru insanlarla zaman geçirmek ve seni yeniden doğruca kendine çıkartan insanlarla olmak. Allah vergisi his alma yeteneğimden olsa gerek, "canım" derken bile kalbinden geçen o haset ritmi görmek "can yaksa" da beni en doğru noktaya her zaman o hislerim götürüyor. Kalbin çözülmüş halidir ağızdan dökülen cümleler. Bunun için en iyi yol karşımızdakinin bize kendini anlatışına değil, başkalarını anlatışına bakmaktır. Yani bence öyle...

Yargılayan, yadırgayan gözlerle bakan insanları artık etrafımdan uzak tutuyorum. Benim kendime yaptığım en büyük iyilik bu şimdilerde, sizinki ne?

Ps: JPS' in Bulantı'sından en sevdiğim alıntıdır çizili yer. Sevdiğim için oradadır. Konumuzla alakası olmasa da orada olması sevilesidir :)

3 yorum:

vintage peony dedi ki...

Nerelerdeydin? OZledik! :)

Migeee dedi ki...

Hmmm güzel tavsiye O "eleştirel" boyutu geçtin mi, sağa dön, zaten "nirvana" sokağı orası :D Valla elimden geleni yapıyorum Yadırgamamak için kendimi dürtüyorum ve bunu da başarıyorum. Zira kendi başıma gelmesin düsturum var yadırgaya yadırgaya.. Ben konuyu yanlış mı anladım da diye düşünmeye de başladım şu an :D Öperim ozman Topuklarım bir de :)

Yeşim dedi ki...

Büyümek can yakıcıymış ve biz bunu canımız yanıncaya kadar fark edemiyoruz ne yazık ki. Acının da bir sınırı olmalı. Ve evet haklısın etrafımızda yadırgayan ve yargılayanlar olmazsa çok daha huzurlu olacağız...

Yorum Gönder

şekerlerim ne demiş:)